Pagerank 3 Toplist, site ekle, |


   
 
  turkish cancer

TIBBIN ALTERNATİFİ OLMAZ!       Tıbbın alternatifi olmaz,ancak ilaçların alternatifi olabilir. Bir madde onlarca yıl üzerinde çalışıldıktan sonra "ilaç"sıfatı alır. Öyle eline bir ısırgan otu veya bir zakkum özü alan kişilerin, ortada iyileşmiş canlı bir tek örnek insanı ve hiç bir inandırıcı bilimsel kanıtı veya mantıklı bir yorumu olmadan "Kansere ilaç buldum" demesi kelimenin tam anlamı ile "Şarlatanlıktır. Örneğin: Zakkum NO ekstresi, Beres damlası, bilmem ne iksiri, ısırgan tohumu, kantaron, arı sütü vs. kanserin ilacı diye lanse edildi. Tamamen yalan ve şarlatanlıktan ibarettir bunlar. Bu maddeler vücudun bağışıklık sistemini uyaran ve hastalıklara karşı dolaylı olarak belki etkisi olabilen maddelerdir. Bunun en gelişmişini Çinliler zaten yıllardır yapmaktadırlar. Bal arısı zehir'i zakkumdan daha etkili ve daha az zararlıdır. Üstelik hazırdır. Günde 2 arı sokturulduğunda zakkum ekstrasının 20 misli aynı imüimodülatör etkiyi sağlamaktadır. Ama kanserin ilacı mı? Hayır. Kanserin asla ve asla bir tek ilacı olmaz,olamaz. Kanser vücudun kendi bir parçasıdır.Bir gen değişimidir, patlamasıdır ve ancak yine vücudun kendisinin bu sorun için ürettiği antikorlar ve diğer özel cevherleri bu sorunu zaman içinde yok edebilmektedir. Bunu da çok özel çalışmalarla ortaya çıkartılabilen, pek çok doğal kökenli maddelerin belli oranlarda birleştirilerek uygulanmaları sağlayabilmektedir. İşte yaptığımız bitkisel tedaviler ve başarımız da budur!

       Tıbbın,kanser ve bazı hastalıklar karşısında çaresiz kalınmasında doktorların bir kusuru yoktur. Doktorlar hastayı inceler, hastalığın adını koyarlar. Sonra tıbbın ikinci aşaması olan "tedavi" başlar. Doktor tüm dünyanın uyguladığı tıbbi yöntemler ve ilaçlara kendi beceri, deneyim ve yeteneğini de ekleyerek sorunu tedavi etmeye çalışır. Ancak bu bir gerçektir ki, tedavinin ilaç aşaması genellikle başarısızlıkla sonuçlanıyor. Mevcut ilaçlar pek çok hastalığın ve özellikle kanser ve lösemilerin tedavisinde yetersiz kalıyor. Bu nedenle hastalar alternatif ilaç arayışına giriyorlar. 

 












       Güveloğlu, alternatif ilaçlar konusunda bilinçli şekilde araştırmalar yaparak önemli sonuçlar ortaya çıkartmış bir araştırmacıdır. Bu metotların devamını ve hatta daha iyisini, bu yolu takip edip geliştirerek bilim adamlarının ortaya çıkartması gerekmez mi? Bu onların asli görevleri değil midir? Ancak maalesef ne tıp ne de eczacılık dallarında atadan dededen gördüklerinin dışına çıkmıyorlar. Üstelik istisnalar dışındaki pek çok bilim adamı hemen yeni metotlara ve alternatif ilaçlara doğrudan karşı çıkıyorlar.

       Oysa, bitkilerin etken maddeleri yıllar önce tüm dünyadaki ilgili bilim adamlarınca ve kurumlarca tespit edilmiştir. Nasıl yararlı veya zararlı olabildikleri yorumlanmış, yazılmış çizilmiştir. Bu konu bir bilim dalıdır. Bitkilerin molekül yapıları tespit edilip dizilmiş ve hatta pek çoğunun bu gün sentetikleri imal edilmiştir. Ancak bunlar zararlı yan etkiler doğurduğundan son yıllarda yeniden doğalları kullanılmaktadır. Durum böyle iken ve bitkisel ilaçlarla ilgilenen ve uygulamak isteyen doktorlarımız devlet okullarınca eğitilmemişken, var olan bir gerçeğe ve bunların insan gibi tabiatın en kutsal en üstün yaratığının iyileştirilmesi için yapılan çalışılmalara engel olmaya kalkışmak bilim adamlığına yakışmaz diyoruz. Devletten alınan maaşlar, iyileştiremedikleri hastalardan aldıkları yasal paralar bile helal olmayabilir...

       Ama şu da var ki, genelde dürüst doktorlar,hastaya ve yakınlarına özellikle kanser konusunda kesin umut vermiyorlar. Alternatif ilaçlara da açık kapı bırakıyorlar. Gerçek ve doğru olan da zaten budur. Doktor tanı koyar, ameliyat yapar, dünyada mevcut olan tedaviler ne ise onu uygular. Ama bilinen yöntem ve ilaçlar yetmiyorsa doktor hastayı niçin kandırıp ümit versin ve boş yere servet tutarında paralar harcatsın. İlaçlarını devlet karşılasa bile yine dünya kadar hasta yakının cebinden paralar çıkmaktadır. Olay, ilaç olayıdır. Doktor, hastasını iyileştirebilmek için inandığı ve ilaç bildiği her maddeyi uygulatabilir. Deontoloji tüzüğünde bu vardır. Bu yetki tıp diploması ile birlikte doktorlara verilmiştir. Doktorun ana görevi iyileştirmektir. Mevcut ilaçlar maalesef pek çok hastalığın tedavisinde yetersiz kalmaktadır. Bu bir gerçektir. Kanser ve lösemi hastaları şu anda uygulanan konvansiyonel tedavilerden kısa bir süre sonra maalesef ölmektedirler. Pek çok kanser türünün tedavisinde, kemoterapik ilaç vs. uygulatmayanlar, ilaç uygulatanlardan daha fazla yaşıyorlar. Üstelik Türkiye'de bazı doktorlar, karaciğer kanserinde ve beyin tümörlerinde bile kemoterapi uyguluyorlar. Dünyanın hiç bir ülkesinde bu tür hastalara kemoterapi uygulanmamaktadır. Zira,  bile faydası olmadığı yıllar önce anlaşılmış ve dünya tıp otoritelerince çeşitli yayınlarda açıklanmıştır. Kemoterapi zehiri zaten karaciğerde çözülüyor. Hasta bir karaciğere bir de bu güçlü toksin maddeyi vermek, hastayı bir an önce öldürmek demektir. Nitekim de öyle oluyor. Hastanın hiç bir organına zarar vermeyecek veya çok az zarar verecek, toksititesi düşük veya sıfır olan ilaçlar gereklidir. Güveloğlu' nun ilaç çalışması bu yönde olmuş, bitki hücresinden insan hücresine bir nakil ve uyarı olan gerekli ve yoğunlaştırılmış bitki özlerini kullanmış ve başarıya ulaşmıştır. Genetik sorunların dışında, insan metabolizmasının kendi kendisini tedavi edemeyeceği hastalık asla yoktur. Verdiği bitki özleri öncelikle bunu sağlamaktadır. Güveloğlu'nun da ana felsefesi budur. "Bağışıklık sistemi, yani hücre metabolizması ve beyin hücreleri yeterince uyarılır ve yüksek ve gerekli besinsel destek verilirse insan bünyesi her sağlık sorununun üstesinden gelecek şekilde yaratılmıştır. Sağlıklı hücrelere zarar vermeden, uygun bitkisel maddeleri metabolizmaya yollamak yeterlidir. Gerisini vücut kendisi halleder. Bitki hücresinden insan hücresine yapılan bu biyolojik uyarılarla metabolizma, normal hücre yapısına sahip olmayan bu düşmanı kısa sürede tanıyarak ve buna karşı yeni antikorlar üreterek düşmanı tüketip yok eder. Bitki özleri, hücre metabolizmasını uyararak onların bozulan çeşitli fizyolojik ödevlerini düzeltmektedirler. " demektedir.











       Bu teorisi ve kanıtladığı başarısı, olayı takip eden tıp ve eczacılık otoritelerince de kabul görmüş, hatta şu an, kendisi veya yakınları kanser hastası olan pek çok doktorumuz, Güveloğlu' nun bu yeni bitkisel reçetelerini uygulamaktadırlar. Aşağıda Cerrahpaşa Tıp Fak. Hastanesinde bölüm başkanı olan bir Türk Profesörümüzün Güveloğlu'na yolladığı e-maili de koyduk. Ayrıca soldaki kısımda, bilim adamlarının görüşlerini belirten bir link de vardır. Almanya'nın en büyük kanser kurumunun görevlilerinden Prof.Dr.Mustafa Selli Güveloğlu'na mektubunda "İnsanlığa yapılacak en büyük iyilik sizin şu andaki buluşunuzdur.."demektedir.

Advertisement
 
 


 

=> Do you also want a homepage for free? Then click here! <=

pr5 toplıst, link ekle kolay para kazanma demard PR4 TOPLIST, SITE EKLE satılık sohbet domaini pagerank, toplist, site ekle aliyman htmlkodlar htmlkod htmlkodlar, webmasteraraclari varmisinyokmusun, acun ılıcalı bilgisayardan para kazan kameralı sohbet chat sohbet googlearamamotoru görüntülüchat internettv tvdizileri mortgage kredileri ucuz, elektronik site ekle, link ekle kampanyalar voip cancer, kanser voip bedava alo voip sanal kazanç msn hileleri limon satışı cumhurbaşkani, abdullah gül reklam, reklam ver müzik, mp3 bedavaalo ilginc videolar, dizi filmler tvdizileri internettv, yayinivoip gazeteler,haberler öğretmenevi iddia,bahis htmlkodlarim